Astroloji neden bir bilim dalı olamaz?

Bir kişinin karakter analizinden gelecekteki mesleğine kadar birçok şey doğduğu anda güneşin hangi burçta olduğuyla ilişkilendiriliyor. Güneşi, ayı hatta hiçbir tabiat olayı şahit gösterilmezken sevdaya, kişinin eğilimleri, iyi-kötü yanları ve hangi dönemlerde neler yaşayacağına kadar gezegenlerin konumunun ipucu olduğu söyleniyor. Evrendeki her şeyin çekim gücünün olması da buna bilimsel bir kanıt olarak sunuluyor. Peki gezegenlerin çekim gücü kaderimizi yönlendirmeye yeter mi?
astroloji
Gökbilimci Prof. Dr. Ethem Derman’a bu göre çekim gücü gökcisimlerini etkiliyor, insanları değil. Hatta bulunduğu mesafe bakımından, kütlesi de göz önüne alınarak, doğumumuzdaki ebenin çekim gücünün gezegenlerden daha etkili olduğunu söylüyor.
Astrologlara göreyse gezegenlerin üzerimizdeki etkisi sadece doğum anıyla sınırlı değil. Dönemsel olarak dünyaya yaklaşıp uzaklaşmaları, hatta kendi aralarındaki ileri geri hareketleri bile ruh halimiz, tepkilerimiz ve karşımıza çıkacak olaylarda önemli rol oynuyor. Örneğin yeni ay ve gezegenlerin ileri hareketleri olumlu şeyler yaşatırken, güneş-ay tutulmalarında, dolunay zamanlarında gerilimin yüksek olması gibi etkilerin ortaya çıktığı öne sürülüyor. Avusturalya’nın önde gelen bilim yazarlarından nobel ödüllü Dr. Karl Kruszelnicki ise bunun eski yaşam tarzlarından günümüze aktarılmış bir ezber olduğunu savunuyor. Dr Karl; eski dönemlerde ışık kaynağı olmadığı için dolunay olan gecelerde eğlenceler düzenlendiğini, bu gecelerde insan sayısının çok olmasından kaynaklanarak negatif olaylarda belirgin bir artış olduğunu ve bunların dolunaya bağlandığını ifade ediyor. Yani dolunayla ilgili negatif düşüncenin ezber bilinçten öte gitmediğini dile getiriyor.
Astrologların sunduğu bir diğer kanıt ise ayın yaklaşıp-uzaklaşma durumunun okyanuslar, denizler üzerinde dalgalanma oluşturması. İnsanın da büyük bir kısmının su olması dolayısıyla etki içinde olmamızın normal olduğu ileri sürülüyor. Fakat Dr Karl bunun da doğru olmadığını, aya bağlı dalga hareketlerinin büyük hacimli sıvılarda olabildiğini,insan hücrelerindeki küçük hacmin bundan etkilenmeyeceğini belirtiyor.
red-moon-rising-over-oxford
Evet, astrologların aksi yöndeki tüm iddialarına rağmen bilim dünyası astrolojinin gerçekliğini kabul etmiyor. Onlara göre astroloji, gökcisimlerinin konumu belirlemek için bilimsel verileri kullanıyor fakat yapılan çıkarımlar bilimsel kabul edilebilecek yöntemlerle elde edilmiyor. Bir şeyin bilimsel sayılabilmesi için gerekli olan kontrollü deney yöntemi kullanılarak elde edilmeyen bu bilgiler varsayım olmaktan öte gidemiyor. Bu sebeple astroloji, yalnızca bir inanç sistemi olarak kalıyor. Ancak bilim dünyası ne derse desin insanın bilmeye olan zaafı, popüleritesi tartışılmayacak durumda olan astrolojiyi son derece gizemli ve cazip kılıyor. Bir çok insana göre astrolojinin varsayımları doğru çıkıyor. Fakat bilinçaltımızda neye inanırsak onu yaşadığımız bir evrende, kafamızı karıştıran, okuduğumuz günlük-aylık-yıllık burç yorumlarının tutması ise aslında pek de sürpriz olmuyor.
Kaynak: http://www.acikbilim.com/2014/12/yayinlar/acikbilimdrkarl/13-dolunay-davranislari-etkiler-mi.htmlhttp://www.milliyet.com.tr/ebenizin-etkisi--saturn-den-daha-pembenar-detay-ask-1835708/