Bilinçaltına Ulaşamayan Bir Korku Filmi Neden Korkutmaz?

Korku sinemasının en ilginç yanı, tamamen kurmaca bir senaryo olduğunu bildiğimiz halde filmi izlerken yaşadığımız korku. Aslında bu korkunun kaynağını o sırada izlediğimiz film değil, kendi ruhumuzun en derin ve karanlık noktalarındaki gizli dehşet kuyuları oluşturuyor.

korku

Tıpkı haz gibi ya da acı gibi bir tepki modeli olan korku, hem tehlikenin habercisi, hem de metaforik algılanışıdır. Bu anlamda korkuyu, tehlikenin zararsızlaştırılmış gizli öznesi olarak yorumlarsak, tehlikenin somut ve soyut olmasına göre de korkuyu ikiye ayırabiliriz. Somut tehlikede gerekçeler açık bir şekilde ortadadır. Diğerinde ise korku, sadece bilinçdışında yatan tehlikeden etkilenerek harekete geçmektedir.

Korku filmlerinde duyulan korkuyu, bu açıklamalar altında gerçekdışı bir korku modeli olarak kabul edebiliriz. Çünkü tehlike, dış gerçekte değil, projeksiyon makinesinin yansıttığı ışıktadır. Dolayısıyla aslolan tehlikeyi, soyut düzenlemde çağrıştıran gerçek olmayan bir tehlike söz konusudur. Öyleyse korku filmleri izlerken duyulan korkma hissini, izleyecinin bilinçaltında bastırdıklarıyla mücadele etme süreci olarak tanımlayabiliriz. Burada bilinçaltında bastırılanlar, kılık değiştirerek film formatına gelmiştir. Yani izleyicinin korkusu, aslolan tehlikeyle karşılaşmamak için bir tampon görevi görmektedir. Aksi takdirde –korkunun önlenişi- birincil tehlikenin bilince olan sızıntısı kaçınılmazdır. Korku filmlerinde tehlike, gerçek yaşamın görünümlerine sahip olduğundan dahili, simgelediği tehlike ise harici, yani geçmiş kaynaklıdır. Türkiye’de çekilen korku filmlerinin tamamına yakınının din temelli olması bundan. Çünkü toplumun çok büyük bir çoğunluğunun bilinçaltındaki korku, din üzerine konumlanmış durumdadır.

şeytan

One Reply to “Bilinçaltına Ulaşamayan Bir Korku Filmi Neden Korkutmaz?”

Comments are closed.