İçki içerken, midemize indirdiğimiz likit üzerine çok düşünmeyiz. Nasıl yapıldı? Ne zaman bulundu? Nasıl bu hale geldi? gibi sorular merağımızı çok da kabartmaz açıkçası. Lakin öğrenildiği vakit, bir heyecan ve şaşırma reflekslerine çoğunlukla tanık olduğum için, böyle bir yazının okuyucusunu bulacağına inanıyorum.

Bira:

İnanması güç olsa da, biranın bulunuşu ekmekten dahi öncedir. Bulunuşu M.Ö. 10.000′li yıllara kadar giden bira, kendiliğinden toprakta bitmiş yabani arpa tarlalarından toplanan tahılların, suyla karıştırılıp çorba olarak içilmesinin akabinde, kalan çorbanın mayalanma geçirerek alkole dönüşmesiyle keşfedilmiş, bulunmuştur. O zaman konar-göçer, avcı-toplayıcı olarak yaşamını sürdüren insanların, tahılla haşır neşir olmasına, yerleşik hayata geçmesine dahi katkısı çok büyüktür biranın. Bira deyip, geçmemek lazım.

Şarap:

Bira kadar geriye gitmesek de, geçmişi M.Ö. 7.000′lı yıllara kadar dayanan, asma ve bağların bakımının kolay olmaması nedeniyle, o zamanlardan itibaren kralların içeceği olarak üretilen bir içkidir şarap. Tıpkı tahılın mayalanması gibi, üzümün içinde bulunan şekerin, doğada bulunan mayayla birleşmesiyle kolayca açığa çıkan alkolün sonucudur şarap.

Votka:

Tahılın mayalanmasıyla oluşan içkiye bira demiştik, bira %5 civarı bir alkole sahip bir içkiydi o zamanlar. Tahılın içindeki şeker, bu kadarlık bir alkole yetebiliyordu. Damıtmayı, yani bir sıvıyı ısıtıp, buharlaştırarak içindeki bileşenleri ayrıştırmayı buldukları vakit, biranın içindeki alkolü önce buharlaştırıp, sonra soğutarak distile etmeyi başardılar. Ve adına da votka dediler, tarih 13. yüzyılı gösteriyordu.

Grappa, Boğma, Rakı:

Birayı distile ettikleri vakit, şaraba da aynısını uygulayabileceklerini fark etmeleri çok sürmedi. 13.-14. yüzyıl civarlarında şarabı distile edip, şarabı sudan ayrıştırarak alkol oranını yükseltip grappayı buldular. İtalyanlar buna grappa derken, Anadolu’da aynı içki boğma olarak biliniyordu. Ve çok geçmeden, hemen hemen aynı dönemlerde boğma ya da grappa artık nasıl adlandırırsanız, anason ile aromalandırıldı ve bu hali de özellikle ülkemizde çok sevildi, adına da elbette ki rakı dendi.

Viski:

İrlandalıların ve İskoçların hala ‘İlk biz bulduk!’ kavgası devam etse de, ilk kayıtlar ibreyi İskoçya’ya döndürüyor ve tarih 15. yüzyılın sonlarına işaret ediyordu. Tahılın mayalanmasıyla ortaya çıkan içkinin (bira), distile edilmesiyle elde edilen alkolün (votka), meşe fıçılarında minimum 3 yıl bekletilmesi sonucu karşılaşılan içkidir viski.

Bekletme işi nereden çıkmış ki?’ diye düşünenler olacaktır; gemiciliğin altın çağını yaşadığı o yüzyıllarda uzun seferler olurdu. Gemiciler de içki stoklarını büyük fıçılarda saklarlardı. Sefer uzayınca, fıçıda bekleme süresi de uzayan içkilerinin lezzetinin değiştiğini ve güzelleştiğini fark ettiler.

Brendi (Konyak, Kanyak, Armanyak):

Artık tahmin etmekte zorlanmazsınız diye umuyorum. Üzüm (meyve) suyunun mayalanmasıyla ortaya çıkan içkinin (şarap), distile edilmesiyle elde edilen alkolün (grappa, boğma), meşe fıçılarında minimum 3 yıl bekletilmesi sonucu karşılaşın içkidir brendi. Konyak, Kanyak, Armanyak da brendi sınıfının içkileridir. Üretim yerleri dolayısıyla farklı isimlendirmeler almışlardır.

Rom – Tekila:

Emperyalizmin kol gezdiği 17. yüzyıl civarlarında Avrupalıların yağmalamak için yarıştığı Güney Amerika’da bulunan iki içki rom ve tekila. Romun bulunduğu bölgelerde şeker kamışı olması, tekilanın bulunduğu bölgelerde ise agav bitkisi olması nedeniyle, aynı dönemlerde farklı hammadelerinden ötürü, iki farklı distile içki olarak ortaya çıkmışlardır.

Cin:

Boğmayı aromalandırıp  hemen hemen aynı dönem rakıyı keşfetmek gibi bir veri varken. Votkayı ardıç meyvesi ve bitkilerle aromalandırıp cini elde etmek 17. yüzyıla kadar beklemiştir. Önceleri eczanelerde ilaç niyetine satılan cinler, zamanla İngiltere’nin vazgeçilmez içkisi olmuştur.

Yorumlar

Yorum

Paylaş : Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn1Share on Google+0Email this to someone