Dünyadaki şarkıların büyük çoğunluğu aşktan, sadakatten, ayrılıktan, ihanetten bahsediyor. Evlenmek, güvenli bir yuvada çocuk sahibi olmak neredeyse her insanın hayallerini süslüyor. Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri namus cinayetleri, ihanetlerin yol açtığı ölümlerle dolu. Peki birçok insan güzel ve güvenli bir ilişkinin, tutkulu ve sadakatli bir aşkın hayalini kurarken neden bunca sadakatsizlik var? ‘’Bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız?’’

sadakatsiz

Sorunun kökenlerini toplumların ve bireylerin davranışlarında ararsak işler bayağı karışıyor. Din ahlakı ve toplum ahlakı tek eşliliği daima yüceltiyor ve insanları aile kurmaya teşvik ediyor, böylece daha düzgün, namuslu, terbiyeli nesillerin yetişebileceğine inanılıyor. Özellikle doğu toplumlarında monogami (tek eşlilik) adeta bir kural.

Birçok feminist, aile kavramını kadınlar üzerinde tahakküm kurmaya yarayan, kadınları, kendi cinsellikleri üzerinden denetleyen bir yapı sayıyor ve erkek egemen toplumun temel taşlarından biri olarak kabul ediyor.

Bazı İnsanlar Neden İsteseler de Pozitif Olamazlar? 

‘’İnsanoğlu tek eşli mi, çok eşli mi?’’ sorusunun cevabını bilimsel verilere dayanarak aradığımızda ise konu çok daha net fakat aynı derecede kabul edilemez bir hale geliyor. Matt Ridley’in ‘’Genom’’ adlı kitabından bir alıntıyla devam edelim: ‘’1980’lerin sonunda bilim insanları, kuşlara DNA testi uygulayarak, erkek kuşların her yuvadaki yavru kuşlardan kaç tanesinin babası olduğunu araştırmaya koyuldular. Ulaştıkları sonuç herkesi şaşırtmıştı; tek bir dişi ve erkeğin, yavrularını büyütmek için birbirlerine yardımcı oldukları en sıkı tek eşli kuş türlerinde bile dişi, fırsat buldukça görünürdeki eşi bir kenara bırakıp komşu erkeklerle çiftleşiyordu. Aldatma ve sadakatsizlik kimsenin beklemediği kadar yaygındı.  DNA parmak izi yöntemi sayesinde yaşanan araştırma patlaması, bilim insanlarını sperm rekabeti denen yeni bir kurama götürmüştür.’’ Sperm rekabeti; dişinin kısa bir zaman zarfında birden fazla erkekle çiftleşmesi sonucunda ortaya çıkan, söz konusu erkeklerin spermleri arasında yumurtayı döllemek için yaşanan rekabet demek.1 En yakın akrabalarımız bonobo ve goriller üzerinde yapılan araştırmalara göre dişileri çok fazla sayıda birleşen bonoboların testis büyüklüklerinin vücutlarına oranı gorillerinkinden çok daha büyük, yani çok daha fazla sperm üretiyorlar ve bu da rekabeti arttırıyor. Goriller ise eş seçerken rekabetlerini daha çok kaba kuvvet uygulayarak çözüyorlar, sperm rekabeti riskli olduğu için tek eşliler. Gelelim biz insanlara… Biz zavallı insanların durumu burada da karışık. Erkeklerimizin testislerinin vücutlarına oranı şempanzelerin oranından küçükken, gorillerinkinden büyük.  Araf denen şey bu olmalı; ne tek eşli olabiliyoruz ne de çok eşli olmaya müsaitiz.  Sönmüyor ateşimiz ama alev alev de yanmıyor sanki…

200237368-001

Bonobolar, kuşlar, goriller… Peki insanlar üzerinde hiç mi araştırma yapılmadı? Mark Bellis  ve Robin Baker ‘ın 1989 yılında yaptığı ortak bir çalışmada görüldü ki insan türünün erkekleri boşalma miktarını rakip olasılığına göre ayarlıyor. ‘’Baker ve Balllis, üniversitelerin biyoloji bölümünden 35 çifti prezervatiflerinin ihtivasını  teslim etmeye ikna etti. Çiftler fiziksel olarak birkaç gün uzakta iseler bir önceki cinsel ilişki aralığı aynı olsa bile erkekler normal seviyelerinden daha fazla sperm üretmişti.’’

Üzerine ne kadar etik, destan, kural eklersek ekleyelim hala doğalarımızın esiriyiz. Doğamıza aykırı şeyler yapmak da gayet doğal aslında, ama durumun farkında olarak hareket etmek, doğal süreçleri büyük anlamlarla gölgelememek gerek.

Kaynak: 1  http://evrimselpsikoloji.blogspot.com.tr/sozluk M. Bellis & R.R. Baker, Do females promote sperm competition?: Data for humans. (1990) Alison Jolly, Lucy’s Legacy –Sex and Intelligence in Human Evolution (2001)

Yorumlar

Yorum

Paylaş : Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Google+0Email this to someone