Maddeye Dokunmak Neden Mümkün Olmaz?

Dokunmak kelimesi TDK’da “nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek” şeklinde tanımlanıyor. Madde ise “duyularla algılanabilen nesne” olarak.

Maddenin yapısını hatırlamak istersek eğer, hafızamız bize maddenin yapı taşının atom olduğunu ve atomun da proton, nötron ve elektrondan oluştuğunu hemen hatırlatıyor. Hatta neydi? Elektron eksi (-), proton (+) yüklü ve nötron da nötrdü. İşte atom dediğimiz bu şirin yapı tüm evrenin temelini oluşturuyor. Fakat bu şirin atomlar evreni doldururken kendi içlerindeki boşluğu neyle dolduruyorlar?

adams

Atomun %99,9’unu oluşturduğu söylenen boşluk (tasavvufçular buradaki hiçlik üzerinden müthiş söylemlerde bulunabiliyorlar) aslında bize maddenin kocaman bir boşluktan ibaret olduğunu söylüyor. Bu boşluk üzerinden bir bakıma maddenin aslında maddeden oluşmadığını söyleyip, enerji dalgaları sebebiyle madde olarak adlandırdığımız enerjinin sert bir formunu algılayabildiğimizi ortamlarda anlatabiliriz. Atomun artı yüklü çekirdeğinin etrafında aşık misali dönen elektronlar ve farklı atomların etrafında dönen bu elektronların aynı yüklü oldukları için birbirlerini itmesi, atomik ölçekte hiçbir madde ile aslında tam olarak etkileşime geçemediğimiz gerçeğini doğuruyor. Buna sebep olan şey ise atomu oluşturan parçaların birbirini itmesi ve çekmesindeki temel kuvvetler.

Semazenlerin Başları Neden Dönmez? 

Aslında dokunduğumuzu sandığımız şeylere dokunamıyor, modern dünyanın keşmekeşinde her şeyin içi boşaltıldı diye sitem ettiğimiz şeylerin içlerinin gerçekten boş olduğunu hayal edemiyormuşuz. Enerji de gerçekten içimizdeymiş baktığın zaman.

Tabi bir de bu şartlar altında asla gerçek bir öpüşme gerçekleştirememiş olmamız söz konusu. Öptüğüm kızlar geliyor aklıma, enerji olmak ne garip şey anne…