Ned Stark neden hayatta kalamadı?

Ekranda belirdiğinde bir spoiler alarmı olan bir yüz artık Sean Bean. Biz kendisini en çok Boromir ve Ned Stark karakterleriyle sevdik. Kalbimizde yer etmek için birkaç sahne yeterliydi. Bulup bulup yitirmektir, hayranlarının kaderi.

SeanBean

Azrail kapımızı çaldığında ona ne diyoruz: Benim yerime Sean’ı al!

sean-bean-death-funny-pictures-384676

Sean Bean rol aldığı düzinelerce filmde vahşice öldürülerek, ölmek konusundaki aklı kaçırtacak ustalığıyla ilgili garip bir nam salmıştır. Gerçek hayattaysa, 2011 yılında karıştığı bir bar kavgasında bıçaklandıktan sonra gidip üstüne bir shot atacak kadar bünyesi kuvvetli bir insandır.

7’den 77’ye herkes Uruk-Hailerin Sean’i toprağa serdiği sekansı bilir. Bazen başına gelenleri hak etmiştir, bazen pisi pisine ölür.

Bahsedeceğimiz ilk film The Field (1990) yapımı.

Sean Bean ajan, asker rollerinde oynadı. Seyirci bu mesleklerle, acı içinde bağıran Sean’i gözünde canlandırabilir. Oysa bu filmde Sean, İrlandalı huzurlu bir çiftçiyi oynadı. Kaderin ağlarını ördüğünden, kaçınılmaz yazgıdan filan bahsedeceksek bu sahne tam da yeri: Sean bir inek sürüsü tarafından uçurumdan aşağı atılıyor!

8148736_Sean_Bean_

Patriot Games (1992) filminde başrol Harrison Ford’un azılı düşmanıydı, kimse zaten onun finalde sağ salim ayrılmasını beklemiyordu.

Goldeneye (1995), bir önceki filmdeki gibi Sean filmin sonuna kadar hayatta kalabildi. Pierce Brosnan’ın tek ve en iyi Bond filmi olan bu filmde iki defa öldüğü söylenebilir. Ajan 00 olarak filmin yarısı boyunca ölü olduğu sanılmıştı fakat birden ortaya çıkıp Bond’u şaşırtmıştı. İkinci defa gerçekten öldürüldü.

sean bean gif

Kendisine sorulduğunda, “Favori ölümüm” dediği sahne geliyor şimdi. Yüzüklerin Efendisi : Yüzük Kardeşliği (2001). Boromir, işlediği büyük kusuru telafi etmek için kahramanca öne atılıp Hobbit’leri korumaya savaşır. Devasa oklar vücuduna saplanır, kılıcını savurmaya devam eder. Bu kahramanca mücadelesi onun sonunu değiştiremeyecektir.

yüzüklerin efendisi

Derler ki; “Çürüyüp gitmektense, Sean’ınla ölmek iyidir” (It’s better to Bean out than fade away…)

Equilibrium – İsyan (2002), Matrix paltolarıyla fütüristik bir dünyanın içine dalıyoruz. Duygular yasadışıdır. Türk diziseverler için Kenan Birkan’ın dünyası diye tarif edilebilir -“Ama izin yok! Böyle duygulara izin yok!”. Sean özel yetenekli, bir yok etme makinesidir; sanat, yapıt, insani duyguları çağrıştıran ne varsa yok etmekle görevlidir. Fakat duyguları vardır; bir Ahmet Haşim şiiri (orijinali İrlandalı şair Yeats) okurken badisi Christian Bale tarafından iki kaşının ortasından vurularak ölür.

O sahnede okuduğu şiir

“Hayallerimi ayaklarının altına serdim

Üstüne basıp geçme yar…” minvalindedir.

Equilibrium-gif

2003’te tarih dizisi 8. Henry’de rol alır Sean. Burada isyancı Robert Aske, zincirlenerek bekletilir. Öfkeli halk, Sean Bean’in ölümünden daha iyi bir şey varsa bu da Sean Bean’in ölümünü seyretmek diye düşünmüş olmalı.

The Island (2005) filminde Dr. Merrick karakteriyle karşımıza geçer. Klonlamayla ilgili adrenalin yüklü bu filmde yönetmen Michael Bay, beyaz perdenin uzun soluklu bir fenomenini klonlamaya karar verir: Sean Bean’in Ölümü

island sean bean

Hitcher (2007) yapımı fimde Sean öfkelidir. Bir psikopat rolünü canlandırdığı filmde; New Mexico’da gazabından kimse kaçamaz önüne çıkanı öldürür; polis, yaya, şu, bu. Sonunda Sophia Bush pompalı tüfekle Sean’ın hakkından gelir.

sean bean hitcher

20 yıldır ekranlarda sayısız defa öldükten sonra Sean, bunca ölüp durmaktan bıkmış olmalı, tek parça halinde. Dolayısıyla 2010 yılında karşımıza yeni bir filmle çıkar; Black Death. Şovalye Ulric atlar tarafından dört parçaya ayrılarak infaz edilir.

sean-bean-black-death

2011 yılında Ned Stark’ı kitabı okumayanlar içinde bir huşuyla izledi. Valar morghulis – her adam ölmeli meşhur sözün geçtiği seri için George R.R. Martin ile Sean Bean’in buluşması müthiş bir uyumu müjdeliyordu. Game of Thrones’ta gururlu, aristokrat Sean Bean’in boynu vuruldu.

ned stark

Tuncel Kurtiz’in Ezel’de seslendirdiği ve aslında Oscar Wilde’ın film yönetmenlerine yazdığı şiirle veda edelim:

Oysa herkes öldürür Sean Bean’ini…