Falın hikayesi Çin’in klasik metinlerinin en eskisi kabul edilen i ching’e (değişimler kitabı) kadar uzanıyor. Değişimler Kitabı, bilinen ilk kehanet ve fal kitabı olarak tanımlanabilir. Fakat fal deyince aklımıza altyapısı olmayan basit bir gelecek tahmini gelmesin. Bu kitap, insanı ve doğayı tek bir kozmoloji sistemi içerisinde birleştirip yorumlamakla ilgili. Belli bazı materyalleri kullanarak, bunları hekzagram üzerinde yorumluyor. Sizi evrenden bağımsız olarak, sadece bulunduğunuz sosyal çevrenizde başınıza gelebilecekleri anlatarak etkilemeye çalışmıyor. Evrendeki her şeyin devinim süreçlerini aşamalarıyla anlatmaya çalışan, ilişkilerinizde neler yapabileceğinize dair önerilerde bulunan, kendinizi keşfetmeniz için doğru adımları atmanıza yardımcı olacak bir rehber gibi. Aynı zamanda Tao felsefesini anlatan ilk metinlerden.

Bahsettiğimiz fal tarihi m.ö 3000-2000 yıllarına kadar uzanıyor dolayısıyla. Bu bizim ulaşabildiğimiz metinlerden yola çıkılarak verilen tarih. Fal bildiğimiz pek çok inanç sisteminden çok daha önce var olmuş bir kültür. İnsanoğlunun geleceği öğrenmeye olan dizginlenemez merakı, bu kehanet sisteminin ve evrenle bağlantısının oluşmasında da çok etkili tabii ki.

Farklı kültürlerde çok fazla fal çeşidi var. Bizim en çok bildiğimiz ise kahve falı elbette. Dünyanın kahve kültürünün oluşmasında çok önemli bir yeri olan türk kahvesi ile bakılıyor genelde bu fal. Temel olarak yapısı yine i ching’e benziyor. Burada yorumlanan, kişinin içtiği kahvenin fincanında bulunan telvelerin görüntüsü. Diğer fallarda da olduğu gibi, kahve falındaki amaç karşımıza çıkabilecek durumlara karşı hazırlıklı olmak, kısmen de olsa geleceğe karşı bilinmezliği gidermeye çalışmak. Hal böyle olunca, insanoğlunun karşı koyamadığı merakını gidermek için nitelikli falcı ihtiyacı doğuyor sürekli olarak. Kahve sizden fal bizden kafelerde uzun kuyruklar, üç gün sonraya verilen randevu saatleri, başka illerdeki meşhur falcılara ziyaretler… Büyük bir ekonomi de dönüyor böylece.

Fala erişmek teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün daha da kolaylaştı aslında. Mobil uygulamalar ve internet siteleri derken artık fal baktırmak isteyenlerle falcıları bir araya getiren platformlar ortaya çıkmaya başladı. Hem bu kadar merakla dolu olduğumuz, hem de teknoloji bu merakı gidermek için bu kadar hızlı geliştiği için de fal baktırmadan duramıyor, fala inanmasak da falsız kalamıyoruz.

Ancak falsız kalamamamızı sağlayan şey aslında bu değil: Forer/Barnum etkisi.

Forer/Barnum etkisi bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlem. Astrolojinin ve falların hayatımızdaki bilimsel bir temele dayanmadan varlığını sürdürebilmesinin temeli de Forer/Barnum etkisi. Birisi çıkıp bize parayla ilgili sıkıntılar yaşadığımızı söylüyorsa bu muhtemelen doğrudur çünkü herkes parayla ilgili sıkıntılar yaşar. Ya da başka biri kalbimizin çok temiz olduğunu söyleyebilir baktığı fal neticesinde. Ayranının ekşi olduğunu kimse kabul etmeyeceği için, bu basit önerme falcının ağzından duyulduğunda çok güçlü bir gerçekliğe ve inanmışlığa bırakacaktır yerini. Artık hemen her durumda sığınacak, suçu üstüne atabileceğimiz ve olumlu duygular için de kendimizi motive edebileceğimiz bir şeyimiz var: fal.

Onay almaya ihtiyaç duyduğumuz anların vazgeçilmez kurtarıcısı. Sanırım tam da bu yüzden asla eskimeyecek bir sahte kılavuz insanlık için. Neredeyse insanlığın başından beri onaylanmak için yaşadığımızı düşünürsek…

Kaynak: wikipedia

Yorumlar

Yorum

Paylaş : Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn6Share on Google+0Email this to someone