Neden Her Maddenin Kokusunu Alamayız?

“Kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki, sözden, gözle görmekten, duygudan, iradeden daha güçlüdür. Savılıp atılamaz bu inandırıcılık, soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi, o da içimize işler, doldurur bizi, hepten ele geçirir, çaresi yoktur.’” Patikck Süskind, Koku adlı romanında kokunun hayatımızdaki yerini böyle ifade etmiştir.

Peki dünyada kaç tane koku var? Tüm kokuları koklayabilir miyiz? Koku almamızın asıl sebebi nedir ve nelerin kokusunu duyumsarız?

Geçmişte ağaçların zamk ve reçineleri yakılarak koku elde edilirken, günümüzde 114.965.525 farklı koku keşfedilmiştir. Koklama işlemi, birçok kimyasal reaksiyonun peş peşe gerçekleşmesi sonucu oluşan bir süreçtir ve vücutta kemoreseptörler tarafından algılanmakla birlikte bir çeşit elektriksel sinyale dönüştürülür. Bu sinyallerin yorumlanmasıyla koku algılanmış olur. Beynimizin korteksinde bulunan koku alma merkezi, 10.000 kadar kokuyu algılayabilmektedir.

O zaman akıllara şu soru gelir; her maddenin kokusunu neden alamayız?

Bir maddenin kokusunun alınması için uçucu olması gerekmekte ve molekülün içerdiği bağ ve atomların cinsleri önem taşımaktadır. Öyleyse, bir molekülün bileşenleri ile koku karakteri arasında bir bağlantı var diyebiliriz.

Özetle kokuları oluşturan ya da bizim maddede kokusunu aldığımız şey kimyasal bağlardır ve moleküller çoğunlukla birden fazla fonksiyonel gruba sahip oldukları için kokular bunların birleşimiyle çok çeşitlidir.

Şimdi bu bileşik gruplarından bazılarına bakalım ve kimyasal bağların bizdeki koku tezahürlerini hayal edelim…

Esterler

Bu bileşikler, hidrojen bağı alıcısı olup suda çözünebilme ve uçuculuk yetenekleriyle bilirler, ayrıca meyve ve çiçek kokulu moleküllerdir. Bütil alkolün esterleşmesiyle oluşan bütil asetat, elma kokusu eldesi sağlar ve güneş kremlerinde kullanılan hindistan cevizi kokusu , gamma-nonalakton bileşiği tarafından verilir.

Terpenler

Çoğu bitki ve çiçek esans yağları terpenlerden oluşturulur. Bu yüzdendir ki aromaterapi, parfüm ve gıda sektöründe çok kullanılmaktadırlar. Örnek vermek gerekirse; linalool adlı terpen, zambak çiçeği kokusu vermektedir.

Alkoller

Alkol mantar, çimen ve mentol kokularını akla getirmektedir. Örneğin;  cis-3-hegzen-1-ol çim kokusu eldesi sağlar ve genellikle de otsu-odunsu parfüm üretiminde alkoller kullanılmaktadır.

Aromatikler

Maksimum sayıda doymamışlık içeren bu halkalı yapılar da genellikle hoş kokan moleküllerdir. Etil maltol karamelize şeker kokusu, benzaldehit badem kokusu, vanilin vanilya kokusu ve sinamaldehit ise tarçın kokusu eldesi sağlar. Buna karşılık olarak bir aromatik olan aspirin kokusuz bir sentetiktir.

Aldehitler ve Ketonlar

Karbonil grubuna hidrojen bağlı moleküller aldehitler, bir R değişken grubu bağlı olanlar ise ketonlardır ve karışık kokulu moleküllerdir. Mesela; isovaleraldehit kakao ve anisik aldehit çikolata kokarken, kuminaldehit baharat kokusu verir. 2-asetil-1-prolin taze ekmek kokusu, 6-asetil-2.3.4.5-tetrahidropiridin patlamış mısır kokusu vermekteyken, okt-1-en3-on kan ya da metalik kokmaktadır.

Aminler

Aminler amonyak türevi olup yoğun bir balık kokusu oluştururlar. En bilinen kokuları ise yine çiğ balık kokan trimetilamin, pridin, kadaverin ve dışkı kokusu veren skatoldur.

Kükürtler

Bu moleküller çürük yumurta gibi kokarlar. Özellikle tiyoller en sevilmeyen kokular arasında bilinirler ve 1’e 1 milyar oranında bile olsalar kokuları alınan nadir bileşiklerdendir. Tiyol denince akla ilk gelen kokarcanın kendisini korumak için saldıladığı kokudur.

Kaynaklar
Bauer, K., Garbe, D., Hurburg, H., Common Fragrance and Flavor Materials: Preparation and Uses
Ralph, H.J., Chemisty in the Garden
Jogelekan, A., 2013, Chemists and Bad Smells – Sulfur
Peeples, L., 2009, ‘’Will it be the Scent of Rose or a Marker Pen?‘’, Scientific American