Neden Mumyalar Torunlarımızı Görmüş Olmasın?

Bilim insanları bugünkü bilgilerle geleceğe yolculuğun mümkün olduğunu fakat geçmişe yolculuğun paradokslar içerdiği için büyük tehlike arz ettiğini, bu yüzden de geçmişe yolculuğun yapılmayacağını söylüyorlar. Peki ya zaman makinesi, sadece, gelecekte kurulmuş bir bilim hükümetinin yasaları altında kullanılırsa? Böylelikle geçmişe yolculuk gerçekleştirilirken kaos oluşması da engellenmiş olurdu, dünyanın sonu gelmezdi.

Gelecekteki insanlar da kendi sonlarını getirmek istemezler öyle değil mi? Öyleyse gelecekte zaman makinesi icat edilmiş ve bazı sınırlar dahilinde geçmişe müdahale ediliyor olabilir. Evrim teorisinin canlılarla ilgili en önemli ve hatta evrime kanıt olarak görülen önermesine göre  ”kullanılmayan organlar körelir.” Dolayısıyla kullanılan organlar da gelişir ve büyüklüğü artar. Bunu spor yapan insanlar iyi bilir. Çalıştırdığınız bölgeniz kas yapar ve büyür.

İnsanlığın gelişimine bakacak olursak eskiye göre zihinsel gelişime daha çok ağırlık veriyoruz ve fiziksel yapımızı daha az kullanıyoruz. Öyleyse gelecekteki insanlarda vücut yapısı bedenin kendi kapasitesi oranında olabileceği en küçük hale gelecek ve kafatası da bariz oranda büyük olacak diyebiliriz. Tıpkı mısır piramitlerinde tasvir edilmiş uzaylı figürasyonu gibi…

Peki ya uzaylı diye adlandırdığımız canlılar, gelecekten gelen evrimleşmiş insanlarsa? Öyleyse, yani gelecekten gelip bugünümüze müdahale ediliyorsa, neden bir değişiklik farkedemedik diye düşünebilirsiniz. Diyelim ki on dakika sonraki geleceğinizde sokağa çıkıyorsunuz ve kapıdayken birisi gelip sizi vuruyor. Fakat geçmişten bir müdahale yapılarak sizi vuracak kişinin bunu yapması engellendi. Bu koşula bağlı olarak sizin yaşadığınız olay dizisi kapıdan çıkmak ve hiçbir şey olmadan yürüyüp gitmek şeklinde olacaktır. Artık sizin normaliniz bu oldu ve müdahale edildiğini farketmediniz. Bu algı dolayısıyla geçmişe yapılan müdahaleleri anlamamız mümkün olmaz. Çünkü olay değişti, akış değişti ve biz diğer seçeneği yaşamadık. Artık varolmayan bir seçeneği algılamamız söz konusu olamaz.

Tabi bir de gelecekten gelenlerle iletişim kurabilmenin nasıl mümkün olabileceği mevzusu var. Büyük ihtimalle bizimle aynı boyutta iletişim kuramazlar. Ancak sezgi dediğimiz, bilimin henüz tam olarak çözmeyi başaramadığı bu gizemli şey onları algılamamızı, hatta görmemizi ve duymamızı sağlayabilir. Interstellar filminde bir replik geçmişti; ”Belki de sevgi, bilinçli olarak, boyutlar arası, zaman ve uzayın ötesine geçebildiğimiz tek şeydir.” Mısırlıların üçüncü göz kavramına ne kadar önem verdikleri aşikar ve bu felsefe insanlara sevgi duygusundan oluştuğumuzdan bahseden bir öğreti aynı zamanda. Bu açıdan bakınca gelecekten gelmiş olanların mısırlılarla iletişim kurabilmiş olması gayet olasılıklı. Bu da piramitlerdeki figürasyonlarla ilgili öne atılan düşünceyi destekler nitelikte.

Mısır piramitleriyle ilgili çözülemeyen diğer etkenler içinde bana kalırsa en dikkat çekici olanı mumyalama mevzusu. O zamandaki yetersiz tıp bilgisine, yetersiz teknolojiye rağmen mısır tanrılarını gelecekte tekrar dirileceklerine inandıran şey neydi? Bunu sorgulamak için biraz günümüz teknolojisinden bahsedelim. 1992 yılında meşhur deneyiyle tarihe damga vurmuş olan Dr Paul Segal köpeğini bazı işlemler uygulayarak dondurmuş ve 70 dakikalık klinik ölümün ardından tekrar uyandırarak hayata döndürmeyi başarmıştı. Köpeğin huylarında ve hafızasında hiçbir değişiklik yaratmamış olan bu deney bilim dünyasında, dondurulan insanların bir gün yeniden canlandırılabileceğine kanıt olarak görülmektedir.

Günümüzde bu yöntem daha da geliştirilmiştir ve insanlara uygulanmaya başlamıştır.  Şu an dünyada anlaşma imzalayarak gelecekte uyandırılmak üzere dondurulmuş 230 adet insan bulunmaktadır. Öldükten sonra 2 saat içinde gerçekleştirilen bu işlem, bütün bedene uygulandığı gibi, sadece kafasını donduranlar da mevcut. Bunun nedeni ise bilimin ilerde kök hücreden beden oluşturabileceğinin tahmin edilmesi.

Evet günümüzde de bir nevi geliştirilmiş mumyalama işlemi uygulanıyor fakat bu öngörülere duyulan inanç bilimsel gelişmelerden ve yapılan deneylerden elde edilen verilerin sonucu. Ancak geçmişte bu bilgiler mevcut değildi. Öyleyse Mısırlıların bedenlerini uyandırılacakları güne kadar muhafaza etmeye çalışmalarının altında geleceğin teknolojisinden haberdar olmaları yatıyor olabilir. Belki de mısırlılarla ilgili çözülemeyen sır budur. Gelecekten gelenler…

Kehanet dediğimiz şey de bu değil mi zaten. Sezgisel olarak geleceği algılamak diye bir şey varsa gelecekle kurulan daha sağlam iletişimler de gayet mümkün. Hatta belki bana bu yazıyı yazdıran bile sezgisel olarak gelecekten haberdar olmam olabilir. Kimbilir?

Kaynakça: http://blog.milliyet.com.tr/buz-icinde-230-olu-dirilmeyi-bekliyor-/Blog/?BlogNo=358153