Öğretmensiz bir toplum neden gelişemez?

İkiyüzelli bin yıl önce yeni yaşam alanlarına uyum sağlayıp aynı zamanda bilgisini bir kuşaktan diğerine aktarabilecek kadar gelişmiş bir beyne sahip bir kaç bin homo sapiens Afrika’dan göç etti. Öğrenmek için doğduğumuzun kanıtı aslında bu. Yazının ve iletişim teknolojilerinin keşfinden çok önce insanlar bir şekilde diğer hiçbir hayvanın yapamadığı gibi iletişim kurma yeteneğine sahipti. İletişim ve teknoloji ile birlikte de bilgi ve beceri düzeyinde çok büyük ivmelerle yükselmeler, patlamalar meydana geldi. Fakat bu genlerimizden gelen değil başkalarından öğrendiğimiz bilgilerle oldu. Atalarımız, onların ataları ve onların da ataları birbirlerine aktaracak binlerce yıllık bir bilgiye sahiptiler. Diğer hayvan türleri çevreden gelen bilgileri öğrenebilir ancak farklı hiçbir tür bir yaşam süresi boyunca binlerce yıllık bilgiyi edinme yeteneğine sahip değil.

homo sapiens

Bilgiyi edinmenin en iyi yolu ise diğerlerine kulak vermekten geçiyor. Bu durum insan türünün çocukluk evresinin neden uzun sürdüğünü de açıklar. Çünkü yavruluk dönemleri uzun süren canlılar çabuk olgunlaşan türlere göre daha zeki olurlar. Kargaların diğer kuş türlerine göre zeki olmasının nedeni de budur. Yaklaşık olarak bir şempanze zekasına sahip oldukları düşünülür. Bu zeka kargalara nasıl bir avantaj sağlıyor? Yetişkinlik dönemlerinde yemek bulmak konusunda daha esnek olabiliyor ve çözüm üretebiliyorlar. Çünkü uzun süren yavruluk evresinde anne tarafından beslenen kargaların daha çok gözlem ve beyni geliştirme şansı olur.

Bizler kendi toplumlarımızda bilginin aktarımı için çok daha gelişmiş sistemler kurmuş durumdayız. Sadece bebeklik ve çocukluk evresinde değil yetişkinliğin de bir bölümünde öğretim için kısmen kalifiye insanlardan örülü bir ağımız var. Bu öğretim kadrosu dünyanın her yerindeki gelişmişlik düzeylerine karşı değişiklik gösteriyor elbette. Çünkü geliştikçe daha çok bilgi aktarabiliyor ve daha hızlı gelişebiliyoruz. Öğrendiğimiz her şeyi uzmanı diye nitelenebilecek kişilerden öğreniyoruz ki gelişim arttıkça da bilgiler daha kompleks bir şekilde gelirken beynimizin doğru bölümlerinde bunları işleyebilecek sistematiği oturtabilelim. İlkokulda gördüğümüz fen bilgisi derslerinden sonra bir üst evreye geçip fen bilgisini bölümlere ayırıyoruz örneğin: fizik, kimya, biyoloji gibi. Bir üst evreye geçince de yine örneğin fiziği ayırıp daha geniş bilgiler elde etmeye başlıyoruz: kuantum gibi. Ve bu bilgilerin hiçbiri bize doğuştan gelmiyor. Hep bir öncekinin üzerine ekleyerek ve duyup öğrendiklerimizi geliştirerek ileriye taşıyabiliyoruz.

gif antik mısır ampül

Henüz okuma yazma bilmeden önce dinozorların bir dönem yaşamış olduğu bilgisine sahiptik pek çoğumuz. Haçlı ordularını, Fransız devrimini, Antik Mısır’da elektrik kullanılmış olabileceğini o dönemlerde yaşamamış olmamıza rağmen şuan bilebiliyoruz. Bu bizim bilgiye bir öğreten vasıtasıyla ulaştığımızın ve toplumların ancak o öğretenler sayesinde gelişebileceğinin göstergesi. Çünkü Antik Mısır’da elektrik kullanılma ihtimali üzerine, ne tür bir elektrik akımı kullanıldığını (birden fazla elektrik akımı olduğunu bilmek için elektrik mühendisi olmaya gerek yok), ne düzeyde enerji ürettiklerini (enerji düzeyleri hakkında da bilgimiz var çünkü), bu enerjilerin toplumun hangi kesimlerine fayda sağladığını hangi kesimlerini tatmin etmediğini (sosyolojiyi de duyduk sağdan soldan) sorgulayıp çözümleme şansımız doğuyor. Sorduğumuz her soru, verdiğimiz her cevap, öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz her bilgi başka bir öğretenin varlığıyla daha da gelişiyor. İnsanın evriminde hayatta kalmak için en önemli rollerden birine sahip öğretmenlik kavramı. Ama bu öğretmenlik sadece şu an algıladığımız öğretmenlik olmamalı.

Başkalarına aktarabilecek bilgisi olan ve aktaran herkes öğretmen olarak adlandırılabilir. Öğretmenlik sadece MEB’in müfredatını belirlediği dersleri kitaptan sesli olarak dinleyiciye, kulak verene aktaran kişilere atfedilemez. Öğretmenlik mesleğinin evrimsel temelinden bağımsız olarak kutsallaştırılmaya çalışılması ise her yıl bu saatlerde içimi derin bir olmamışlık hissiyle dolduruyor. Dünyayı daha güzel ve yaşanır hale getiren çöpçülerin, şehrin içerisinde temiz bir su kaynağı bulma imkanımız olmadığı halde susuzluktan ölmemize engel olan sucuların, şu an bu satırları okumanıza imkan veren elektrik şirketlerinde çalışan o temiz yüzlü elektrik mühendislerinin neden kendilerine has bir günlerinin olmaması haksızlıkmış gibi geliyor. Eğer nihayetinde öğretmenler sayesinde bu günlere gelebiliyorsak, bu kişilerden de pek çok şey öğreniyoruz. Hz. Ali de “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” derken herhangi bir meslek grubu belirtmemiş zaten.

yoda

Bugün 24 Kasım. Artık birine, bilmediği bir şey öğreten herkesin öğretmenler günü kutlu olmalı belki de.

Kaynak: Benlik Yanılsaması - Bruce Hood

Author: Önder Halis

may the force be with me