Oy Kullanmadan Neden Sağlıklı Bir Seçim Olmaz?

Victor D'Hondt (1841-1901) .jpg
Victor D’Hondt

Öncelikle demokratik haklarımızın başında gelen seçme hakkımızın hangi algoritmaya bağlı olarak seçime etki ettiğini bilmemiz gerekiyor. Türkiye’de 1961’den bu yana yapılan seçimlerde kullandığımız D’Hondt sistemi, Belçikalı hukukçu ve matematikçi Victor D’Hondt tarafından 1878’de tasarlanmış, nisbi temsil sistemidir. 1965 Millet Meclisi genel seçimi ile 1966 Millet Meclisi ara seçimi dışında bütün seçimlerde D’Hondt sistemi uygulanmıştır. 7 Haziran günü de oylarımızın sayılacağı ve adayların dağılımda kullanılacağı sistem budur.

D’Hondt sistemi nedir? Ne işe yarar?

D’hondt artık oy bırakmadan, oyların ‘barajı geçen’ tüm siyasi partilere dağılımını sağlar. Sistemin seçimlerdeki çalışma mantığı kabaca şöyledir:

Alınan oylar, ilden çıkacak milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar 1,2,3,4… şeklinde bölünür. Bulunan rakamlar büyükten küçüğe sıralanır. En çok oyu alan parti ilk koltuğu alır ve bölme işlemine devam edilir. En çok oyu alan parti oy bölme sonrasında yine en çok oya sahip ise 2. koltuğu da alır. Sıralamaya göre de hangi partinin kaç mecliste kaç koltuk alacağı ortaya çıkar.

Oylar nasıl dağılıyor?

Örneğin; 4 milletvekili çıkaran bir ilde, oy dağılımının aşağıdaki gibi olduğu bir sonuçta, Y partisinin baraj dışında kaldığını varsayalım. X partisi 100.000, Y partisi 80.000, Z partisi 40.000, bağımsız aday 60.000 oy almış olsun. Y partisi Z partisinden ve bağımsız adaydan daha çok oy aldığı halde barajı aşamadığı için mecliste bir koltuk kazanamayacaktır. Bu durumda X partisi 2 koltuk, Z partisi 1 koltuk ve bağımsız 1 koltuk kazanacaktır.

Y partisinin barajı aştığı senaryoda ise X partisinin 2 koltuğundan birisini Y partisi kazanacaktır ve Z partisi barajı geçmiş olmasına rağmen ildeki oyu az olduğu için kendi koltuğunu X partisine kaptırmış olacaktır. Bu durumda da sıralama şöyle olacak: X partisi 2, Y partisi 1, bağımsız 1. Z partisinin oyunun 50.001 olduğu senaryoda ise her parti ve bağımsız 1 koltuk sahibi olacaktır.

Bu sistem adil mi?

D’Hondt sistemi yapısı itibariyle küçük partileri saf dışı bırakırken, oy potansiyeli yüksek partilere ve iktidarlara ise fazladan koltuk sağlamakta. Barajı geçemeyen partilere verdiğimiz oyları geçersiz sayarken, yine aynı oylar barajı geçen partiler arasında nispi temsil sistemine göre dağıtılarak koltuk sayıları arttırılıyor. Bu nedenle seçim barajı kaldırılmadan yapılacak her seçim mevcut iktidarın elini güçlendiriyor. Dünyanın pek çok ülkesinden kullanılan bir sistem D’Hondt. Ancak kullanılan ülkelerin çoğunda bizdeki kadar vahşi bir baraj sistemi bulunmuyor. Türkiye’deki %10’luk devasa seçim barajının etkileri seçmende kullanacağı oyun işe yaramayacağı yanılgısını doğuruyor ve bu nedenle sandığa gitmiyor. Evet, kullanılan oy sömürülüyor ancak oy kullanmamanın yarattığı sömürüden daha fazla değil.

Seçim barajının daha makul seviyelere çekildiği günleri görebilecek miyiz orası meçhul. Ancak seçim anketleri gösteriyor ki bu seçim katılım oranı oldukça yüksek olacak ve uzun zaman sonra bu devasa barajı geçecek bir parti daha çıkacak. Temsil hakkının güçlenmesi adına oldukça olumlu olan bu gelişmeye sırt dönmemek, bundan önceki yıllarda azalarak devam eden seçime katılımın artmasını temenni etmek durumunda olduğumuz ortada.

Her seçimin bir vazgeçiş olduğunu unutmamak gerek. Birini seçerken, seçtiğimiz başka birinden vazgeçebiliriz. Bu bizim demokratik hakkımız. Ancak oy vermeyerek yapacağımız tek şey demokratik hakkımızdan vazgeçmek olur. Hem ortamlarda “ben oy kullanmıyorum” demenin cool bi yanı da kalmadı…

İyi seçimler…

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/D%27Hondt_sistemi

Author: Önder Halis

may the force be with me