Pişkin insanlar neden iflah olmaz?

Bilirsiniz, bazı kelimeleri art arda birkaç kez söylediğinizde, kelimeye yabancılaştığınızı ve bir süre sonra kelimenin kulağa tuhaf gelmeye başladığını fark edersiniz. Belli bir andan sonra kelime, sadece anlamsız bir harfler kümesi olarak boşluğa yansımaktadır. Mana, artık pes etmiş, içi iyiden iyiye boşalmış ve kabuğunu oracıkta bırakıp giden bir yılan gibi hızla uzaklaşmıştır. Psikoloji’de üzerine hâlihazırda onlarca kitap ve makale yayımlanmış bu durumu uzmanlar, semantik doygunluk olarak adlandırıyor. Fark ettim ki, bugünlerde benim de ağzıma bir başka kelime takıldı, belli durumlar için sıklıkla ve gayri ihtiyarî kullanıp duruyorum; “pişkin”.

Kökeni “pişmek” fiilinden gelen, yeterince pişmiş bir maddeye atfedilen bu kelime, birden fazla anlama gelebiliyor. Fakat ilginçtir ki, bu kelimeyi diğerlerinden farklı kılan bir durum var. Üst üste ne kadar fazla söylenirse söylensin, yabancılaşmak veya anlamını kaybetmesi şöyle dursun, git gide daha ağır ve yoğun, kazımakla gitmeyen anlamlar kazanmaya başlıyor. Bunu sebebi her ne kadar birden fazla anlama gelen kelimelerin tekil anlamlı kelimelere nazaran söylendikçe anlamını kaybetmesinin daha zor olması şeklinde açıklansa da, kişisel açıdan ardında daha farklı nedenler görüyorum. Öyle ki, ete kemiğe bürünse, karşılaşmak istemeyeceğiniz türden bir koku yayabilecek bir kelime bu… Fakat gel gör ki, ete kemiğe maalesef bürünüyor.

Onunla ilk kez ilkokulda karşılaştım. Sınıfın en arka sırasında oturmuş, kulaklarına varan gülümsemesi ve canlı özgüveniyle bize doğru bakıyordu. Biz üç arkadaş, onun neden her seferinde su şişelerimizi gizlice delerek patlattığını anlamaya çalışıyorduk. O ise, sırıtmaktan omuzlarının sarsılmasına engel olamayarak bize şunu söylüyordu;

-Nasıl olsa içince bitmeyecek mi?

Şimdi bu cevaba hiçbir karşılık veremezsin. Olmaz yani. Ne desen olmaz. Pişkinlerin en belirgin özelliklerinden biri budur; gerekçelerinin karşılık verilemeyecek kadar kötü olması… Yaptığı şeyin farkında, inkâr yok, kendince haklı bir gerekçesi var ve en önemlisi de bu işten keyif alıyor. Verdiği cevabın mantıksızlığını açıklasan, olmaz. Asıl derdinin ne olduğunu açıklamaya çalışsan, olmaz. Pişkin, sinir harbi ve şaşkınlık arasında gidip gelen halimiz karşısında keyiflendikçe keyifleniyor, kızardıkça kızarıyor. Ta ki suratı bir nara dönüşene dek gülüyor ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Bu yüzdendir ki, yeterince pişmiş bir maddeyi andıran yüzleri, ekseriyetle kırmızıdır.

Tıpkı benim gibi Bernard Shaw da, ömrü boyunca çeşitli yerlerde pişkinlerle karşılaşmış ve şu cümleyi kurmuş;

Uzun bir zaman önce, asla bir domuzla güreş tutmamayı öğrendim. Her ikiniz de çamur içinde kalırsınız; ancak domuz bundan hoşlanır.George Bernard Shaw

Bununla birlikte şunu da belirtmek gerekir ki, utanmaz (arsız) kelimesi, pişkin ile karıştırılmamalıdır. Utanmaz (arsız), çeşitli bölgelerin kültürel ve toplumsal kurallarına göre değişkenlik gösterirken, pişkin küreseldir. Örneğin bazı yerlerde yüksek sesle kahkaha atanlar “arsız” sıfatı alabiliyorken, bir Afrika kabilesinde selamlaşırken karşısındakinin yüzüne tükürme geleneğini yerine getirmeyen kişiler için “utanması yok bunun (arsız)” deniliyor olabilir. Kültürler çok farklı. Gel gelelim bir pişkin, her yerde pişkindir. Palandöken dağına da tırmansa, Katmandu’ya gidip keşiş de olsa, Alaska’da kurtlarla dans etse de Pişkin, pişkin olarak kalacaktır. Zira pişkinlik, zaman içinde bir davranıştan, bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Etkisi, yaşa veya cinsiyete göre değişkenlik göstermemekle birlikte, pişkinliğin kanıksandığı toplumlarda sık görülme olasılığı çok daha fazladır. Sinir bozucu gülümsemesini her zaman taşıyacak, verecek bir cevabı mutlaka olacaktır. Siz bir şeyleri onun yüzüne vurmaya çalıştıkça, karşınıza öyle ucundan tutulmaz gerekçeler sunar ki, en sonunda elinizde ne varsa bırakır, büyük bir bezginlikle oradan uzaklaşırsınız.

Peki, pişkinlik bir rahatsızlık mıdır? Veya bir çeşit paranoya? Eğer böyle olsaydı, pişkinliğin iflah olacağına dair bir umut var olabilirdi. Fakat ne yazık ki böyle görünmüyor. Üstelik pişkin, sadece başlı başına bir kelime olarak bile iflah olmazken, bu kelimeyi sıfatında taşıyan insanların iflah olmasını nasıl bekleyebiliriz? Ortalama bir pişkinle yaşayacağınız karşılaşmada, metanetinizi olabildiğince korumak ve delirmemeye çalışmak, yapabileceğiniz en akıllıca hareket olacaktır.

Sadece çevrenize şöyle bir bakın. Onu görebilmeniz zor değil. Bu kadar tekrarlamamıza rağmen anlamını yitirmediğini, tarihin her döneminde, her an her yerden çıkabileceğini göreceksiniz. Yine de pişkinlerin iflah olmasını beklemek, saf ve umut dolu bir davranıştır.