Pornografiye olan ilgi neden azalmaz?

Pornografi yani porno, insanın homo sapiens olmadığı dönemden bu yana varlığını sürdürmekte. Öyleki yapılan deneylerde, karşın cinsin fotoğrafları gösterilen erkek maymunlar, dişi cinsin en çok poposuna ilgi göstermişler. Bu durumun günümüz insanları için de devam ettiğini gözlemlerimizden çıkartabiliyoruz aslında.

satgas_pornografiFotoğraf makinesinin icadıyla yaşıt olan görsel pornografinin, bu kadar güçlü bir sektör haline gelmesi aslında insan ihtiyaçlarının manipülasyonu ile ilgili. Pornografik içeriklerde cinselliğin reel yaşamdaki gibi olmaması, özellikle üçüncü dünya ülkelerinde ilgi odağı olmasını sağlamıştır. Bu ülkelerin pornoya yoğun ilgi göstermesinin sebebi ise cinselliğin hala yıkılmamış kocaman bir tabu olması. Yine porno endüstrisinin ve pornografik içeriğin %85’nin batıda üretilip, (ABD’de Penthouse en porno endüstrisinin en eski şirketlerinden) %60’ının doğuya satılması da bilgileri doğrular nitelikte. Büyük, gelişmiş ekonomiler ve sistemler en temel ihtiyaçlar yönünde de doğuyu ve geri kalmışlığı sömürür.

Porno sektörünün çökmeme sebebi ise, ‘cinselliğin Afrika’sı’ olan ülkelerin çokluğu. Çünkü insanın temel ihtiyaçlarından olan cinsellik azalacak ya da bitecek bir olgu değil. Doğal olarak bu porno endüstrisini, cinselliği toplumların yumuşak karnı’ olarak gördüğü sürece maddi olarak bitmeyecek bir sektör yapar.

Türkiye’de ise porno sektörü filmler bazında 1960-1970’li yıllarda tavan yapmıştır.

chacha
1960’larda Penthouse film kapağı.

Bahsedilenlere paralel olarak en çok pornografik içerik tüketen ülkelerin başında Papua Yeni Gine, Hindistan ve Pakistan geliyor. ‘Porno’ kelimesini arama motorlarında en çok aratan ülkeler ise Pakistan, Güney Afrika, Yeni Zelanda ve dördüncü sırada Türkiye. Tüm ülkeleri gruplara ayırırsak Türkiye ilk üç ülke grubunda ve Türkiye’de dünya geneline kıyasla daha hızlı bir artış var. İlginç olan ise aynı zamanda bahsedilen ülkelerde halkın büyük çoğunluğu pornografik içeriğe sert eleştiriler getirmektedir. Bu da bizi nedeni bilinen o büyük paradoksumuza sürüklemekte. Toplum baskısı.