Şarap Tadımı Neden Hafife Alınamaz?

Öncelikli olarak aslında şunu sormalıyım ‘Tadım neden önemlidir?’

Oscar Wilde, ‘Sanat tamamen gereksizdir.’ derken, sanat yapmayı bırakıp taş taşımaya başlamamıştı. Keyif, lüks ve haz, illaki bir skalayı işaret eder ve önce varolmak, yaşamak için olan gereksinimlere ihtiyaç duyar insan, skalanın tabanıdır burası. Gereksinimlerin dışında kalan her şeye de gereksiz demek, kendi içinde tutarlı bir yorumdur. Lakin bizi bu kısımdan sonra hayvanlardan ayıran yegane şey kültür ve onun sürekliliğidir. Bunun içine sanat da girer, bilim de.

Sarhoşluk adına içmek ile tadım adına içmek arasında sadece fikri değil, kültürel de bir ayrışma vardır. Birisi -belli ki- bir ihtiyaçken, diğeri keyiftir. Bununla beraber tenis oynamaktan keyif almak için, tenis oynamayı bilmek de gerekir. Tadım, tenis vb. kadar teknik yeterlilik gerektirmese de, ufak detay ve başlıklara hakim olmak, alınacak keyfi tanımlamak adına yararlıdır.

Bir şişe şarabı, açılana kadar nefesini tutmakta olan bir insan olarak düşünebilirsiniz. Açıldığı ilk anda nefes nefese olacağından derdini iyi anlatamayacaktır. Onun nefesini dengelemesi için, oksijenle vakit geçirmesi en doğrusudur. İşte karaf denilen, cam sürahiler şarap servislerinde bu nedenle kullanılır. Şarabın oksijenle sürekli temas etmesi sağlanır bu sayede. Güneş görmüş, rüzgar yemiş, mevsim değişikliğine tanık olmuş, toplanmış, işlenmiş, arınmış, mayalanmış, belki bir süre çelik fıçılarda, belki meşe fıçılarında beklemiş, şişelenmiş ve açılana kadar katmanlaşmaya devam etmiş bir şişe likit, elbette alkollü üzüm suyundan fazlası olacaktır. Ama bunun ne olduğuna karar vermek için, onu tanıyacak, kendisini tanıtmasına izin verecek yollara da hakim olmak gerekir.

Kadehinizde bir kırmızı şarap var diyelim. Önce bir koklayın; koklamanın hazzı, içmenin hazzını muştular. Sonra saydam ışıkta rengine ve yoğunluğuna bakın, tortulu mu, berrak mı, nasıl bir şarap kadehinizdeki? Tortular henüz toy olduğunu ya da kahverengiye kayan renk doygunluğu meşe fıçısında geçirdiği uzun vakti açıklayabilir…

Sonra kadehinizi dairesel hareketlerle çevirip, şarabınızı çalkalayın; nefes alsın, oksijenle temas etsin ve bu sayede açığa çıkan aromalar şarap kadehinin daralan ağzına doğru yol alsın, sokun burnunuzu ve neler kokladığınızı hissedin. Böğürtlen, yaban mersini, belki biraz maun, ya da kereviz… İnanılmaz değil mi?

Tekrar kadehinize dönün ve biraz daha çalkalayın, kadehin yanlarında yoğun izler bıraktı mı, ya da direk kayıp mı oldu izler? Bacak da denilen bu izlerin yoğun ve kalıcı olması, kadehinizde tanenli (gövdeli) bir şarap olduğunu, hatta alkol oranının da fazla olabileceğine işaret edebilir.

Bir yudum alın, yudumu mideye göndermeden önce ağzınızda tutarken, burnunuzdan nefes alıp, dişlerinizin arasından verin. Bu bütün aromayı burun, geniz ve ağızda gezdirmenize izin verecektir. Sonra yutun, yuttuğunuz anda ağzınıza bir sulanma geldiyse, bu şarabın asiditesinin yüksek olduğuna işaret edebilir. Ve ağzınızda bıraktığı kuruluk, yoğunluğunu boğazınızdan geçerkenki varlığı, gövdeliliği hakkında fikirler verebilir. Yudum mideye indikten sonra ağzınızda kalan tadı ve bu tadın kalıcığını hissedin…

Artık içtiğiniz şeyi tanıyorsunuz, ona ayıp etmeyin ve son yuduma kadar mideye indirmekten kaçınmayın. Damak tadınızı keşfetmek, size hitap eden içkiyi bulmak, bulduğunuzda tanımak, içtiğiniz şarabın yanına yiyecekler yakıştırmak…

Tadımın önemliliği konusunda hem fikir olduğumuzu varsayıyorum an itibariyle.