Şehir bizi neden bir araya getirmez?

Henüz Lady Gaga portakalda vitamin değilken, Horkheimer ve Adorno gibi Frankfurt ekolünün temsilcileri ağabeyler, sanatın meta olarak doğduğunu ifade ederek kültür endüstrisine işaret ettiler. Bu endüstriyel durum ve dönüşüm, günümüzde farklı tezahürlerde, biçim değiştirerek tüm şiddetiyle devam etti. Şiddetin ne boyuta geldiğini görmek için televizyonu açıp, sabah kuşağının ne tip bir söylem ürettiğine bakmak yeterli olacaktır.
Ancak, işbu metalaşma, sanayiye göre düzenlenmiş kentlere, dolasıyla bireylere, içimize sirayet etti ve bu noktada sıkıntı başladı. Dert büyüdü. Oyuncaklarımız elimizden alındı. Zamanın sürelere bölündüğü, mekanların parçalara ayrıldığı günümüzde insanlar, belirli alanlara hapsedildi ve deneyim süreksizleştirildi. Yaşadığımız şehir içinde neşemizi bütünleştirecek durumlara sebep olacak mekanlar öldürüldü. Bize böyle ne oldu?

New York City At NiteOlan şu: Zihinler ve şehirler, kavramlar ile parçalanırken, mekan ve zamanın devinimsizleştirildiği Neoliberal sistemin kuralları yalnızca ekonomik bir görüngü olmaktan çıktı. Her an içinde nefes aldığımız, bir gündelik yaşam deneyimi haline geldi.  Bizler de iktidar tarafından, yaşadığımız mekanların düzenlenmesi ile stratejik olarak kontrol edilen (ya da edilmeye çalışılan), hayvanat bahçesinde kafeslendiğinin farkında olmayan papağanlar gibi yaşamaya devam ettik.

Hakim anlayış, alışveriş merkezleri ve gettolaşmaya dayalı mekan tasarımı ile ‘öteki’yi, fakir ya da zengin olmayı, neredeyse Darwinist bir biçimde insanlara doğuştan gelen bir nitelikmiş gibi aşıladı. Şehir insanı da paşa paşa bu kuralları ‘farklılık’, ‘yenilik’, ‘özgürleşme’ ve ‘konfor’ gibi reklam kokan yeni yemler ile afiyetle yuttu.

Dark City

Yine de hegemonyanın, bu başarısızlıkla sonuçlanacağı öngörülebilen düzenleme ve rıza ile algıyı dönüştürme denemeleri, fakir nüfusun kent merkezine yeniden gelmeye çalışması, inşa edilen mekansal kutuplaşma sonucunda kaçınılmaz olarak çökecektir. Bu bir yorum değil. Bu işler hep böyledir. Bu çöküş ile beraber hep birlikle çırılçıplak, ovalarda Güneş’e doğru mutlu mesut koşacağız. Bu ayrılık bitecek, beraber olacağız. Bekleyin… Az kaldı.

Film önerisi: Dark City (1998)