Uyuşturucu serbestisi neden bir kazanım olmasın?

18. yy’da ABD’de kenevir üretimi yapmayan çiftçilerin hapse atıldığını biliyor muydunuz? Şimdiyse tam tersi. Peki bu değişim nasıl gerçekleşti? Sosyal medyada çok yayılan bir yazı var: Kenevir Neden Beraat Etmedi oradan bir alıntı;

“Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir. Bir dönüm kenevirden, dört dönüm ağaca eş kâğıt çıkar. Bir ağaç 20-50 yılda yetişir, kenevir dört ayda… Kenevir 8 kez kâğıda dönüştürülebilir, ağaç 3 kere… Dönüşümlü ziraatta uygun yaz bitkisidir, dünyanın her yerinde kolaylıkla yetişir. Çok az suya ihtiyaç duyar. Kendisini böceklerden korumak için tarım ilacına ihtiyacı yoktur, dayanıklıdır. Tüm petrokimya ürünleri yenilenebilir olarak kenevirden daha ucuza üretilebilir.”

Madem kenevir bu kadar faydalı bir şey, nasıl oluyor da yasaklı oluyor? Yazıda da görebileceğiniz üzere; ABD’de W. R. Hearst, Rockefeller ve Dupont ana hissedarı Mellon kafa kafaya verip keneviri yasaklatıyor. Çünkü W. R. Hearst bir medya patronu ve kenevirden daha iyi bir kağıt hammaddesi yok. Rockefeller, petrol ağası ve kenevir petrol ürünlerine mükemmel bir alternatif. Mellon petrol bazlı plastik ürünlerin patent sahibi ancak kenevir bu alanda da çok temiz bir alternatif kaynak. Bu arkadaşlardan Mellon, Hoover döneminde lobicilik sayesinde hazine bakanı oluyor. Yeğenini de Federal Narkotik Büronun başına getiriyor. Sonrasında Hearst’ün sahip olduğu medya üzerinden kara propaganda ile kenevir şeytanlaştırılıp, yasaklanıyor.

Yine üstteki yazıda da görüleceği üzere kenevirin (aka mariuhana, esrar, ot, cigara) faydaları saymakla bitiyor. Misal şunu okumak bile yasallaşması için yeterli: Marijuana kills cancer cells, says US government

Konu zaten kenevirin yasallaşması değil. Ona karşı çıkan benim nazarımda net beyinsizdir. Meraklısı #LegalizeIt kampanyasını araştırabilir. Ya da esrarın yasallaştığı bölgelerde (Amsterdam, Uruguay, Colorado misal) suç oranlarında, gündelik hayatta ve ekonomide ne gibi değişimler olmuş bir bakabilir.

Gelin çıtayı bir üst noktaya taşıyalım. Tüm uyuşturucular serbest olmalı mıdır?

SİLK ROAD

Bilenler bilir, deep net’te Silk Road adlı bir uyuşturucu marketi vardı. Eroinden metafetamine ne istersen alabiliyordun. Deep net’teki diğer örneklere göre insanların gayet güvendiği, en son piyasa değeri 1 milyar doları geçmiş bir “marka” idi. Kurucusu Ross William Ulbricht (aka Dread Pirate Roberts) 2013 yılında tutuklandı. Dava sonucunda yanılmıyorsam 30 yıl hapis cezası aldı. Temyize gittiler vs.

Silk Road’un ve Ross William Ulbricht’in hikayesini anlatan güzel bir belgesel var: Deep Web. Belgesel dava sürecinde FBI’ın yaptığı -tıpkı The Pirate Bay davasında olduğu gibi- usulsüzlükleri ortaya koyuyor. Ross William Ulbricht’ın savunma yapmasını imkansız hale getirecek türlü ali cengiz oyununa girilmiş elbette. Davanın başlamasına 2 hafta kala 3500 sayfalık ek iddianame, cinayete azmettirme suçlaması, normalde kefaletle serbest kalması gerekirken tutukluluk halinin devamı… Kısacası, Ross William Ulbricht bir günah keçisi olarak zaten “idam” edilmiş, dava sürecinde nedenleri yaratıyorlar.

Silk Road’daki bazı entelektüel tartışmalar da belgeselde yer alıyor. Bu tartışmalarda; birey-devlet çatışması, internet ve deep web’in devlet otoritesini geriletmedeki rolü, uyuşturucu serbestliği ve bunun getirileri ile ekonomik projeksiyonu, uyuşturucu kaynaklı şiddetin azalması gibi hayli ilgi çekici konular dönüyor.

Davayı kripto anarşist tayfa da yakından takip ediyor ve Ross William Ulbricht’e desteğini açıklıyor. Ve en temelde, aslında en fazla konuşulması gereken noktayı vurguluyor kripto anarşistler; FBI, Silk Road’ın server bilgilerini nasıl ele geçirdi? FBI buna cevap veremiyor. “Bir şekilde” server’ları bulup, tüm site içi yazışmaları ele geçiriyorlar. Burada şunu sormak elzem; devlet, “kötü” bir şeyi engellemek için görev sınırlarını belirleyen kanunları esnetebilir mi? Eğer cevabınız evetse, bu sınırsızlığın tekrarlanmayacağının garantisi nedir? Örnekle ilerleyelim. Varsayalım polisimiz bir ihtihar bombacısından şüpheleniyor ve belli bir bölgedeki tüm telefonları mahkeme kararı olmadan dinlemeye başlıyor. Diyelim ki intihar bombacısını da yakaladı bu sayede. Bu “sınırsızlık” memleketteki herkesin telefonlarının dinlenmesini meşrulaştırmaz mı? Bir emsal oluşturmaz mı? Velhasıl zaten kripto anarşist tayfanın da en fazla vurguladığı konu bu. Usulü geçip içeriğe dönersek, bir soru daha sormamız lazım; biri, evinde tamamen kendi kararıyla kafasını duvara vura vura kendini öldürmeye çalışırsa devlet buna karışabilir mi? Uyuşturucu meselesindeki kırmızı çizgi de bu bana kalırsa. Devlet, bireyin hayatına ne kadar karışabilir? (Bu arada tüm uyuşturucular serbest olsun demiyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Hatta sanırım buna karşıyım da. Ancak esrar kullanıp biraz rahatlamak isteyen birinin belinde silahla gezen biriyle muhatap olmasının ya da polis tarafından yaka paça göz altına alınma ihtimalinin günümüz şartlarında epey saçma olduğunu düşünüyorum.)

Devlet baskıyı ne kadar artırırsa artırsın, internet üzerinden bir çözüm bulunur ve bu kaideye dönüşür. Devletin sınırları var, internetin yok. Misal Silk Road kapatıldıktan sonra yerine onlarca benzer site açılmış deep net’te. Onlar da kapatıldı. Şimdiyse bu sistem evrim geçirerek P2P üzerinden devam etmeye başladı.

Velhasılı, sene olmuş 2015. Dünyada keneviri yasallaştıran memleketlerde şiddet azalıyor, turizm ekonomisi oluşuyor, istihdam yaratılıyor, denetim ve standardizasyon oluyor, insanlar rahatlıyor…