Zaman yolculuğu her zaman için arzulanan, keşkelerle beklenen bir durum olmuştur. Kimi dinozorları görmek, kimi zamanın sonuna gitmek, kimi de geçmişe dönüp yaptığı hataları düzeltmek istiyor. Ama herkes mutlaka zaman yolcusu olmak istiyor.

gelecege_donus_film_duvar_kagidi-1280x800

Hızır hikayelerinden Doctor Who’ya uzanan yelpazemizde bile sürekli bir zaman yolculuğundan bahsedip duruyoruz. Zamanda geleceğe yapılabilecek bir seyahatin olabileceği bilimsel verilerle doğrulanmışken, geçmişe yapılabilecek bir zaman yolculuğuyla ilgili elimizde sadece paradokslar ve olmazlar var. Peki neden geçmişe yolculuk yapamıyoruz?

Geçmişe yolculuk yapmamızın imkansızlığını anlayabilmek için bilim insanları ve felsefeciler pek çok tartışmanın sonunda çeşitli paradokslarla durumu açıklamaya çalıştı. Algılayabildiğimiz fiziksel evrenin kuralları bizi bu önermeleri onaylamak zorunda bırakıyor. Başka fizik kurallarının geçerli olduğu bir evrende bu paradoksların da geçerliliği kalmayabilir.

Grandfather paradoksu: Bilinen zaman yolcuğu paradokslarının en meşhuru dede paradoksu. Eğer siz de dede yerine büyükbabayı kullanıyorsanız paradoksa büyükbaba paradoksu diyebilirsiniz. Paradoksun önermesi şudur:

BackTTFuture_152Pyxurz

Geçmişe gidip dedenize kıydınız ve onu öldürdünüz. Bu durumda sizin de asla var olmamanız gerekir. Ancak var olamazsanız zaman makinesiyle geçmişe gidip dedenizi öldüremeyeceğiniz için dedeniz yaşayacak ve siz yine var olacaksınız. Bu durumda hem ölü hem diri sayılabilecek yeni bir durumun içerisine girmiş olacaksınız. Aklımıza Ebru Gündeş’in Araftayım adlı şarkısı gelebilir ki konumuzla neredeyse alakası yok.

Predestination paradoksu: Nam-ı diğer kader paradoksu. Yakın zamanda çıkan Predestination adlı film de bu paradoksu anlatması bakımından oldukça ilgi çekicidir. Predestination paradoksu esas olarak neden sonuç ilişkisini bozmaktadır. Bu nedenle nedenselliği anlamlandırılamaz. Paradoksun meydana getirdiği döngünün bir yerinden başlayarak hikayeyi tekrar aynı noktaya getirirsiniz ve sonrasında hikayenin içerisinde neden olarak belirttiğiniz şeylerin aslında sonuç olabileceğini ve sonuç olanların da aslında neden olabileceğini görürsünüz.

Predestination

Bugün karşınızda sizi öldürmek için bekleyen silahlı bir haydut belirdi. Elinde bir altıpatlar ile tetiği çekti çekecek. Fakat birden bu haydut vuruldu ve siz kurtuldunuz. Haydutu vuran kişiyi de göremediniz. Bu olayın üzerinden yıllar geçti. Artık evli, mutlu ve çocuklu birisiniz. Bir gün geçmişe açılan bir geçit keşfettiniz ve merakınızdan kafayı şöyle bir uzatıp bakmak istediniz. Bir de ne göresiniz. Gençliğiniz, gençliğiniz karşısında silahlı bir haydut ve hemen yanınızda bir silah. Silahınızı çektiniz ve kendinizi kurtarmak için haydutu vurdunuz. Bu durumda kendinizin hayatını kurtarmış oldunuz ve yeni bir döngü başlamış oldu.

Bootstrap paradoksu: Türkçeye ayakkabı bağı paradoksu olarak çevrilmiş bu güzide paradoks, kişinin kendi ayakkabı bağından kendisini tutarak havaya kaldırması durumundaki imkansızlığa vurmak amacıyla bu ismi alıyor. Paradoksun temel fikri; geçmişe doğru bir zaman yolculuğu gerçekleşirse bilgiler ve nesneler hiç icat edilmeden var olabilecektir. Bu da kaynakla ilgili çok büyük bir sorunu doğuruyor.

pardorica

Zaman makinesini icat etmiş birinin, geçmişe giderek makinenin işleyişini geçmişteki kendisine anlatması sonrasında geçmişteki kendisi makineyi ilk icat ettiği tarihten daha önce icat etmiş olacaktır ki bu döngüyle makinenin kim tarafından icat edildiği konusunda büyük bir açmaz yaşanacaktır.

Dizi ve filmlerde de bu paradoksa dair sahneler bulabiliyoruz. Doctor Who’nun bir bölümünde Doktor sadece sonik tornavidası ile açılabilen Pandorica adli bir kutuya hapsedilir. Doktor gelecekten gelerek Rory’e sonik tornavidasını verir ve ondan kendisini kurtarmasını, yerine de Amy’yi, Amy’nin cebine de tornavidasını koymasını ister. Doktor geleceğe gider ve Amy’yi Pandorica’nın sergilendiği müzeye götürür. Amy’nin Pandorica’ya dokunması ile kutu açılır. Doktor, Amy’nin cebinden tornavidayı alır ve geçmişe gidip onu Rory’e verir. Bu durumda yine, tornavidanın nereden geldiği sorunu doğmaktadır.

Bu paradokslarla birlikte geçmişe yapamadığımız yolculuğun ya da gelecekte keşfi gerçekleştirilmiş olabilecek bir zaman makinesiyle günümüze neden gelinmediğinin anlaşılması sağlanabilir. Belki de icat edilmiş fakat sadece gözlemci olarak kalınabilen bir formu da sağlanmış olabilir bu makinenin. Bu durumda gelecekten bu güne dönüp kendimize şöyle bir bakıyor bile olabiliriz. Gelecekte geçmişe yolculuk için referandum yapılmış ve referandum sonucunda %62 oranında ret oyu çıkmış olabilir. Zaman yolculuğu dinleşen büyük şirketlerin tekelinde kalmış olabilir ya da Vatikan bunu şu an kullanıyor olabilir. Daha bu günden gelecek için milyonlarca farklı senaryo kurulabilir ama gerçek bir zaman yolculuğunu deneyimlemeden bu yolculuklarla oluşabilecek sektörler hakkında ne söyleyebiliriz ki?

Hatta bakın ne diyor Hande Yener “Kim bilebilir aşkı, aşktan ölene kadar…”

 

1Yorumlar

Yorum

Paylaş :Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn2Share on Google+0Email this to someone